Yanda gördüğünüz resim 35.000 yıl önce yapılmış bir mağara çizimidir. Avcılıkla geçinen, yemek ve barınma gibi en önemli ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan insanların sanat çabasıdır. Mağaranın soğuk ve tehlikeli dünyasına dışarıdaki Dünya’yı işlemişlerdir. Bu dünyada en değerli şey “hayvanlar” olduğundan, genellikle hayvan resimleri bulunur. Sonuçta gıda, giyecek ve güvenlik hayvanlara bağlıdır. Peki bunu duvara işlemekteki amaç nedir?
Dünya’nın çeşitli yerlerindeki binlerce mağara çiziminde insanın “buradayız” deyişini görürüz. Kalıcı olma, eser bırakma özelliğini görürüz. İnsan olmak böyle bir temele sahiptir. Kendinden sonrakilere aktarma alışkanlığı vardır. Diğer canlılardan farklı olarak, yaşamını devretme özelliği vardır. Yalnızca kendisi için yaşamaz. Kendini sonrakilere aktarır. En zor koşullarda bile çizimler, objeler, sözlü anlatılar ile tecrübesini sonraki kuşağa iletir.
Birbirini düşünmek ve eser bırakmak temel özelliğimizdi. Biz kendi başımıza kısa bir hayat sürmektense birlikte uzun yaşamlar sürmeyi tercih ettik. Dayanışma, hoşgörü, yardımlaşma bizim çıkarımıza idi. Neticede “ben” yerine biz olduk. “Ben” dediğimiz ise, bizin küçük bir parçasıydı. Buna rağmen parçaların bütüne ihanet ettiği görüldü. Bencillik yapanlar oldu. Ancak tarih köle olan imparatorluklar ve nedeni belirsiz yok oluşlar ile doludur. Tarihin inişleri ve çıkışlarını anlamak zordur. Tabi bütünü anlamıyorsak. Bak:
Eser bırakmak yalnızca kitap yazmak veya bir nesneyi işlemek değildir. Sokrates gibi insanlar yalnızca yaşayarak eser bırakmıştır. Hayatlarımız güzel birer eserdir, yalnız yaşattıklarımız ile kalıcı olursak. Çevremize iyi bir örnek teşkil edersek neden kalıcı olmayalım? Çocuklarımızı iyi yetiştirirsek sonsuza kadar yaşayan bir eser bırakmaz mıyız? Önemli olan insanlık bütününü ve genelde de hayat organizmasını düşünmektir. Birbirimiz için yaşamak ve temelimizde yer alan dayanışmayı sürdürmek önemlidir. Bunu yaşatmak da eser bırakmaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder